21 Mayıs 2010 Cuma

SÜRGÜNDE YAZMAK

   Her Cuma olduğu gibi yine Radikal’imi aldım ama bu sefer okumak için akşam vakit bulabilmiştim. Kültür-Sanat sayfasında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Mehmed Uzun adına vereceği konferansla ilgili duyuruyu/yazıyı okuduğumda cumartesi için planlarım değişmişti.
   Açılış saat 9.30 daydı ve ben ilk gidenlerden biriydim. Kısa sürede salon dolmuştu ve artık beklenen konferans başlayabilirdi. Açılış konuşmasını İstanbul Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr Jale Parla yaptı. İsveç ve Norveçli edebiyatçılar (aynı zamanda Mehmed Uzun’un yakın arkadaşları) Eugene Schoulgin, Thorvald Steen, Gellert Tamas, Jonas Modig, Maria Modig, Azar Mahloujian(İran kökenli), Per Erik Ljung,Björn Linnell konuşmacılar arasındaydı.Türkiye’den katılan edebiyatçılar ise Muhsin Kızılkaya, Radikal Kitap’tan da tanıdığımız Ömer Türkeş ve Nemciye Alpay,Selim Temo, Şeyhmus Diken’di. Ve konferansın sürpriz bir katılımcısı daha vardı. Türkiye’nin dünya çapındaki önemli yazarlarından Yaşar Kemal. Uzun’u yine yalnız bırakmamıştı.
   Bütün konuşmacılar Uzun’u daha iyi tanımak adına güzel yorumlar yaptılar. Gerek Türk gerekse yabancı bütün edebiyatçılar üzerlerine düşen görevi yerine getirdiler. Oturumlar arasında verilen kahve aralarında edebiyatçıların izleyicilerle aynı ortamı paylaşması, aynı havayı soluması, onların arasına katılıp sohbet etmeleri ortamı daha da bir sıcak yapmıştı.
    Herkesin merakla beklediği Mehmed Uzun’un konuşmasına gelmişti sıra. Herkesin ayakta alkışlayarak sahneye davet ettiği Uzun, kendisinin bu tür konferanslara alışık olmadığını, alıştığı salonların mahkeme salonları olduğuyla başlayarak düşündürdü bizi. Haklıydı da. O bir sürgün yazarıydı. O modern Kürt romanını ,sürgünde, doğup büyüdüğü topraklardan çok uzaklarda bir yerde yarattı. Mehmed Uzun Kürtçe yazdı, İsveççe yazdı, Türkçe yazdı. Farklı dillerin ortak tadını buldu, romanlarını yarattı. Böylece çağdaş Kürt edebiyatının örneklerini de kaleme aldı (Kader Kuyusu,Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık,Yitik Bir Aşkın Gölgesinde,Nar Çiçekleri,Dicle’nin Sürgünleri;Abdal’ın Bir Günü…).
    Her yazarın kendisine örnek aldığı ustaları olduğunu söylüyordu Mehmed Uzun.Ve ekliyor’’Türkiye’den benim ustalarım Yaşar Kemal ve Nazım Hikmet’tir.Dante benim ustalarımdan biridir.Puşkin yine benim ustalarımdan biridir. Thomas Mann,Cervantes benim ustalarımdır. Bütün bu yazarların ortak bir özelliği var. Hepsi de halkın kullandığı dilden modern bir edebiyat dili yaratmışlardır. Dante’nin İtalyanca için yaptığı budur. Cervantes’in İspanyolca için,Yaşar Kemal ve Nazım Hikmet’in Türkçe için yaptığı budur.’’Dante,Benjamin ve Auerbach son 5-6 yıldır en fazla ilgilendiği yazarlardı. Mehmed Uzun özellikle Auerbach’tan uzun uzun bahsetti. Auerbach’ın tüm önemli eserlerini sürgünde(İstanbul) yazmasının kendisi için önemli olduğunu vurguladı. Ne de olsa ilk öğretmenleri sürgün yazarlarıydı. Ve tabi kendisi de sürgünde yazmıştı.
    İlaçlarla zor zor 1.5 saat  uyuyabildiği dönemlerde düşünmek için fazlasıyla zamanı olduğunu ve bu zamanlarda ailesini, çocuklarını,yakınlarını düşündüğü gibi yazarlığını,yarattığı ve yaratacağı karakterleri de fazlasıyla düşündüğünü söylüyor.Eserlerinde sürekli ‘’mağlupları’’ yazdığını söylemişti. Ve bir sır vermişti mağluplarla ilgili. İnanıyorum ki bunu da en kısa zamanda gerçekleştirecek.
    Ölümden korkmadığını söylüyordu Mehmed Uzun. Çünkü ölümü fazlasıyla yazmış bir yazarım diyordu. Mehmed Uzun’un verdiği küçük bir sırrı daha paylaşmak istiyorum sizinle.Uzun ‘’ölümsüz olmak istedim’’ demişti bizlere. Ve bunun ölümsüz eserlerle/yapıtlarla mümkün olduğuna ikna olmuştu soğuk Stockholm gecelerinde. Evet Dostoyevski, Tolstoy,Dante,Cervantes nasıl ölümsüz olabilmeyi başardıysa, Mehmed Uzun’da bence bunu başardı.Son olarak Yaşar Kemal’den bir alıntıyla bitirelim’’ Mehmed Uzun bir dilin ilk ustasıdır. Gelecek büyük Kürt romanının, roman dilinin ilk temel taşını koydu. Bu onur onundur. Bu çağda usta bir romana,yeni bir roman diline imza atmak kolay iş değildir. Bu güç işin altından Mehmed Uzun alnının teriyle kalkmıştır…’’

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder